Kocaeli’nin Çayırova ilçesinde ikamet eden Nuray ve Sadık Yalçınkaya çiftinin dördüncü çocukları Lina, 28 Şubat 2023’te 32 haftalık prematüre olarak dünyaya geldi. Doğumun ardından yoğun bakımda 13 gün kalan ve “sağlıklı” denilerek taburcu edilen Lina’nın hareketlerindeki anormallikler 6. aydan itibaren fark edilmeye başlandı. 9. ayda gidilen çocuk nöroloğunda ise aile acı gerçekle yüzleşti: Lina’nın beyninde hasar vardı ve serebral palsi (beyin felci) teşhisi konuldu.

“HAYATIMIZIN ŞOKUNU YAŞADIK”
Süreci anlatan anne Nuray Yalçınkaya, yoğun bakım sürecinde bebeğin beyin kanaması geçirdiğinin kendilerinden saklandığını iddia etti. Anne Yalçınkaya, “Hastaneden çıkarken ‘sağlıklı’ dediler ama 9. ayda doktorumuz dosyaları açınca bebeğin yoğun bakımda iki kez beyin kanaması geçirdiğini gördü. O an beynimizden kaynar sular döküldü” dedi. Şu an kök hücre tedavisi için 2 milyon 850 bin liralık bir maliyetle karşı karşıya olan aile, Valilik onaylı yardım kampanyası başlatmak için hazırlık yapıyor.
BABA SADIK YALÇINKAYA’DAN 500 TL’LİK MUCİZE
Yüksek fizik tedavi seans ücretleri karşısında çaresiz kalmayan baba Sadık Yalçınkaya, kızının evde egzersiz yapabilmesi için yaratıcı bir çözüm buldu. Fizik tedavi merkezlerindeki düzeneklerden esinlenen baba, plastik su boruları ve dirsekler kullanarak yaklaşık 500-600 TL maliyetle bir yürüme bariyeri tasarladı.

“BABA BEN DE KOŞACAĞIM”
Fedakar baba, yaşadığı duygusal süreci şu sözlerle aktardı:
“Çocuğum yürüsün diye su borusundan bu sistemi yaptım. Lina bu borulara tutunarak kendi başına adımlar atabiliyor. Etkisi çok büyük oldu. Parka gittiğimizde diğer çocukları görünce ‘Baba ben de koşacağım’ diyor, o an yıkılıyoruz. Gücüm yettiğince her şeyi yapmaya çalışıyorum.”
ÖZEL HASTANEYE AÇILAN DAVA DEVAM EDİYOR
Ailenin, Lina’nın durumu hakkında eksik bilgilendirildikleri iddiasıyla Pendik’teki özel bir hastaneye karşı açtığı hukuk mücadelesi İstanbul Anadolu 8. Tüketici Mahkemesi’nde sürüyor. Bilirkişi raporlarında annenin hipertansiyon ve diyabet öyküsünün serebral palsi riskini artırmış olabileceği belirtilirken, aile avukatı aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini savunuyor. 13 Nisan 2026’daki son celsede mahkeme, dosyanın Adli Tıp Kurumu’ndan dönüşünün beklenmesine karar vererek duruşmayı 22 Eylül’e erteledi.
